Ayancık Mutlu Sonlu Masöz Bayanlar

Ayancık Mutlu Sonlu Masöz

Her şeyin rengi gerçek yaşamdakinden daha parlak. Sağlık, annelik, saçınızı mayonezle yıkamak hakkında yazılar. Oysa Elizabeth’in siyah beyaz bir şeye gereksinimi var şimdi. Onuncu kat balkonlarından aşağıya dü şen bedenler, patlamalar Ayancık Mutlu Sonlu Masöz şeklinde. Gerçek yaşam. Ne var ki, canı gazete okumak da istemiyor. Gazeteler şimdi ü ç gü n sonrasında yapılacak Québec seçimleriyle dolu. Elizabeth bu seçimlere zerre kadar ilgi duymuyor. Futbol maçları gibi, seçimler de umurunda değil artık. Bu tarz şeylerin ikisi de erkeklerarası yarışmalar. Elizabeth bu yarışlarda olsa olsa bir amigo olabilir sadece.

Gazetelerin ö n sayfalarında karşı karşıya duran adaylar, sessiz fakat sö zsü z olmayan meydan okuyuşlar homurdanıyorlar birbirlerine. Kimin kazanacağı Elizabeth’in umurunda değil, fakat Nate’in umurunda. Chris de umursardı herhalde. Elizabeth’e yö nelik o sessiz kabahatlama hep vardı; sanki Elizabeth’in kim olduğu, iyi mi mevzuştuğu, Chris’in kolunun burkulmasına, zorlanmasına niçin oluyordu. Hepimiz buna dil problemi diyordu.

Kulaklarımda bir bozukluk var. Galiba sağır oluyorum. Zaman zaman –fakat her vakit değiltiz bir ses duyuyorum; uğultu, çınlama şeklinde bir şey. Başkalarının bana sö ylediklerini işitmekte zorluk çekiyorum. Boyuna, “Pardon?” deyip duruyorum. Hayır, soğuk idraknlığı geçirmedim. Hayır. Elizabeth sö yleyeceklerini aklından geçiriyor, sonra bunları doktora yineliyor, doktorun sorularını yanıtlıyor. Elleri kucağında, siyah ayakkabılarının içindeki ayakları yan yana, çantası ayaklarının yanında. Evli barklı, orta yaşlı bir anne. Tabip aklı başlangıcında gö rü nen, yuvarlacık bir kadın.

Ayancık Mutlu Sonlu Masöz

Beyaz bir gö mlek giymiş, alnına bir lamba takmış. Elizabeth’i nazik bir tavırla sorguya çekiyor, doktorlara ö zgü o Mısır hiyeroglifine benzer yazısıyla notlar alıyor. Derken, beraber bir kapıdan geçiyorlar. Elizabeth siyah, meşin bir koltuğa oturuyor. Hekim ışıklı bir aletle onun ağzını, sonrasında kulaklarını muayene ediyor. Anormal sesler var mı, yok mu anlamak için Elizabeth’ten burnunu tutup sümkürür şeklinde yapmasını istiyor. Sonucunda, neşeyle, “Tıkanıklık yok” diyor.

Elizabeth’in başına kulaklıklar takıyor. Elizabeth gö zlerini duvara dikiyor. Duvarda bir resim var. Bir ağaç, dallara bakan melek yüzlü bir çocuk, bir de süslü bir yazıyla yazılmış şiir: Düşünüyorum, ağaç kadar güzel Bir şiir olamaz asla. Bir Ağaç ki aç ağzını Toprağın o tatlı, akıcı göğsüne bastırmış… Elizabeth şiiri buraya kadar okuyor, sonra duruyor.