Ayancık Mutlu Son Hizmeti Ebru
Ayancık Mutlu Son
Ayancık Mutlu Son İlk bakışta, hiçbirini hemen tutup bir duşun altına tıkmak
gelmezdi insanın aklına. Oysa gereğinden uzun olan saçları,
şurada burada birbirine dolanmış, bir kuru yaprak ya da bir
küçük dal parçası çevreında düğümlenmişti. Yemek yedikleri
ve terledikleri için yüzleri fazlaca temizdi; ama yüzlerinin
kolayca el değmediği köşelerinde kir gölgeleri vardı. Giysilerilime lime olmuş, Ralph’ın gömleği şeklinde, terden kaskatı
kesilmişti. Edepli olmak veya rahat etmek için değil, sırf
alışkanlıktan ötürü bu giysileri sırtlarına geçiriyorlardı.
Derileri deniz tuzundan pul pul olmuÅŸtu.
Ralph, yüreği biraz burkularak, çocukların bu halini artık
olağan saydığının, buna aldırmadığının farkına vardı. İçini
çekip, meyveleri kopardığı dalı itti. Avcılar, ormanda ya da
aşağıdaki kayalarda işlerini görmek için, daha şimdiden
usulcacık uzaklaşıyorlardı. Ralph döndü, denize baktı.
Adanın öteki yanı olan bu yerde, görünüm bambaşkaydı.
Hayalimsi görüntülerin tül gibi ince büyüsü, okyanusun soğuk
sularıyla başa çıkamadığı için, ufkun kesinlikle çizilmiş, haşin
bir maviliği vardı. Ralph, gelişigüzel yürüyerek, aşağıdaki
Ayancık Mutlu Son
kayalara indi. Burada, sularla nerede ise aynı düzeyde durup,
denizin derin dalgalarının kabara kabara durmadan nasıl
geldiğini gözlerinizle izleyebilirdiniz. Millerce eni olan bu
dalgalar, kayalara çarpıp köpürmüyorlardı; denizin sığ olduğu
yerlerdeki dalgalara da benzemiyorlardı. Sanki başka işleri
varmış da adayı hesaba katmıyorlarmış şeklinde, her bir yanı
sarıyorlardı. İleriye doğru bir hareketten çok, tüm okyanusun
müthiş bir iniş ve kalkışıydı bu dalgalar. Kimi zaman deniz
aşağılara doğru iniyor, çekilen sular çağlayanlara ve şelalelere
dönüyor, kayalar meydana çıkıyor ve yosunlar pırıl pırıl
saçlar şeklinde bu kayalara yapışıyordu. Sonrasında okyanus
duraklıyor, toparlanıyor, kükreyerek kabarıyor, karşı
konulmaz bir güçle kayaların tüm sivriliklerini ve çıkıntılarını
kaplıyor, minik yalılara tırmanıyor, nihayetinde bir kol benzer biçimde
kayaların içindeki bir yarığa dalıyor ve serpintinin parmakları
neredeyse Ralph’ın yüzüne değiyordu.
Bu dalga dalga inip kalkışı uzun süre seyreden Ralph’ın
beyni, denizin insanlara yabancı uzaklığıyla uyuşur gibi oldu.
Sonra, bu engin suların neredeyse sonsuz bulunduğunu düşünmek
zorunda kaldı. Bu sular, çocukları dünyadan ayırıyor,
karşılarına bir engel benzer biçimde dikiliyordu. Adanın öteki yanında,
öğleyin hayal görüntülerine sarılarak, sessiz lagünün
kalkanıyla korunarak kurtulabileceğinizi düşleyebilirdiniz.
Fakat burada, okyanusun bu akıldan yoksun duyarsızlığı
karşısında, millerce uzanan bölücü suların önünde, eliniz
kolunuz bağlanır, çaresiz kalır, mahkûm olduğunuzu
bilirdiniz…
Son yorumlar